BİR KÜLTÜR İNSANI: FAHRİ ÖZPARLAK
Altın yatırımcılar için koruma kalkanı oldu
FOSİL DÜŞÜNCE
Her Kitabın Anlaşılma Rehberi Tek Bir Kitaptır
Tarımın Kalbi Konya’da Attı
SİYASET GERİLİM DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETMELİDİR.
RAMAZANDA KAZANDIĞIMIZ GÜZEL ALIŞKANLIKLARI HAYATIMIZIN TAMAMINA HÂKİM KILMALIYIZ
KONYADA TRAFİK
Mart Ayı Satış Rakamları Açıklandı!
Biri cumhurbaşkanına söylesin, Konya’yı kaybediyoruz
İRAN – ABD İLİŞKİLERİ
Gençleri mehdi mi kurtaracak?
Destansı Galibiyet
Ramazan’da Sağlıklı Beslenme Önerileri
ÇUMRA KARKIN’DA TANDIR EKMEĞİNİN SICAK YOLCULUĞU
KIZILDERELİ KATLİAMI
Acı nedir bilir misiniz?
Futbol hatalar oyunu derken bunu kastetmemiştik
Dünya, ABD Başkanı Donald Trump'ın 06.12.2017 çarşamba günü Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etmesi ve ABD Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması yönünde verdiği kararı tartışıyor.
İsrail tezlerini en fazla savunan "New York Times” bile bu kararın sorunları artıracağını, ABD'nin Ortadoğu'daki müttefiklerini kaybetmesine yol açacağını dile getirdi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi "Kudüs'ün durumuna, Filistin ve İsrail arasında yapılacak olan görüşmelerle karar verilmelidir. Kudüs'ün hem İsrail hem de Filistin devletlerinin başkenti olarak tanınmasının, iki devlet arasındaki tartışmanın tek çözüm olacağını…" vurgulayarak Trump'ın kararını reddetti.
Bu karar üzerine İsrail bayram yapıyor. Müslüman kitleler kararı protesto ediyorlar.
Müslüman ülke liderleri kararı tanımadıkları yönünde mesajlar yayınlıyorlar.
Ne yazık ki; benzer olaylarda olduğu gibi bir süre sonra bu tepkiler saman alevi gibi sönecek, gündelik telaşlarımızın içinde kaybolacağız.
Ya BM'in aldığı kararla avunacağız. Ya da "New York Times” in Trump'ın aldığı kararı yanlış bulması ile kendimizi teselli edeceğiz.
Birlik olmayı unutan, ayrılığa düçar olan İslam dünyası, düşmanlarının gündemi ile duygusal ve tepkisel refleksler göstermeye devam edecek.
Bir süre sonra düşmanlarımızın yaptığı zulümler karşısında hiçbir şey yapamamanın ezikliği ve vicdan azabı kaplayacak benliğimizi.
Toplumlar bu olaylar tekrarlandıkça "öğrenilmiş çaresizlik” girdabına kapılır. Eylem yerine söylemle yetinmeye başlar. Fertlerde oluşan bu çaresizlik toplum düzeyine erişir. Artık böyle bir toplum ideallerini yitirmiş demektir. Olaylara verdiği tepkiler söylem düzeyinin ötesine geçemez.
Tam da günümüzdeki Müslümanların düştüğü/düşürüldüğü durum.
İşte işin en tehlikeli ve acı yanı da bu.
İslam dünyası "düşünce, tavır ve eylem birliği”ni gerçekleştirmek zorundadır.
Biraz araştırdım.
Ne yazık ki; Müslümanların; inanç, eylem ve söylem birliğini nasıl sağlayacaklarına dair yapılmış bir akademik, dini ve fikri çalışma yok.
Bu ilmi çalışmalar Müslümanların birliğinin sağlanması hususunda siyasilere yol gösterici olacaktır.
Aksi halde; düşmanlarımızın planlarının, attıkları adımların ve geliştirdikleri politikaların edilgen bir figürü veya oyuncağı olmaktan öteye geçemeyiz.
Kanaatimce her Müslüman Kur'an'ı okumak, anlamak, uygulamak ve tebliğ etmekle işe başlamalıdır.
Birlik ve beraberliğin alfabesi bu olsa gerek…
SİYASET GERİLİM DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETMELİDİR.
ŞARA-MAZLUM ABDİ ANLAŞMASI VE AKLA TAKILAN SORULAR
MASADAKİ ATIŞTIRMALIK ÇEREZ: UKRAYNA
DOLDURUŞA GELEN, UKRAYNA GİBİ OLUR.
ZELENSKİ, KOMEDİDEN DRAMAYA TERFİ ETTİ.
GÜCÜN AYARTICI CAZİBESİ
ORTA-DOĞU’DA KARTLAR YENİDEN DAĞITILIYOR.
MUSİBETLER BİZİM ESERİMİZDİR
BİR DÜNYA DELİSİ: TRUMP
AİLE KURUMU TEHDİT ALTINDA