Ramazan ayı, müminler için rahmet, mağfiret ve manevi kazançlarla dolu bir dönemdir. Hadis-i şeriflerde bu ayda cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların zincire vurulduğu belirtilmiştir. Ramazan boyunca ibadetler, dualar, zikirler ve yardımlaşma son derece büyük bir öneme sahiptir. Bu mübarek ayda, ilk sahura kalkılacak gün ve iftar vakitleri, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan 2025 İmsakiyesi ile paylaşıldı. İşte bu seneki ilk iftar ve sahur vakitleri.
SAHURA NE ZAMAN KALKILACAK?
2025 Ramazan ayında ilk sahura 28 Şubat'ı 1 Mart'a bağlayan gece kalkılacak. 1 Mart günü ilk oruca niyet edilmiş olacak ve 29 günlük Ramazan ayı başlayacak.
İLK SAHUR SAAT KAÇTA?
İlk sahura kalkılacak saatle ilgili meraklar devam ederken, 2025 Ramazan İmsakiyesi yayımlandı.
Bu imsakiye kapsamında, Ramazan'ın ilk imsak saati 28 Şubat'ı 1 Mart'a bağlayan gece saat 05.08'de Iğdır'da gerçekleşecek. İlk iftar ise aynı gün saat 18.02'de Iğdır'da yapılacak. Ramazan'ın ilk gününde, son imsak saati ise Çanakkale'de 06.18 olarak belirlendi.
DİNİMİZDE RAMAZAN AYI VE ORUCUN ÖNEMİ NEDİR?
Ramazan ayını sadece oruç tutarak değil, aynı zamanda Allah'ın rızasını kazanma amacıyla dolu dolu yaşamak önemlidir. Hadislerde, amellerin niyetlere göre değerlendirileceği belirtilmiş ve müminin niyetinin, yaptığı amelden daha kıymetli olduğu vurgulanmıştır.
Oruç dünyevi hazlardan uzak durmaktır. Hz. Peygamber'in hadislerinde kötülüklerden koruyan bir kalkan olarak nitelendirilen (Buhârî, Savm, 9) orucun Arapça karşılığı olan savm/sıyâm kelimesinin kökünde de "kendini tutma, geri durma” anlamı vardır. Kişinin orucu bozan şeylere karşı kendini tutması anlamına gelen "imsak” yanında oruç kelimesi de hem maddi hem de manevi anlamda bir korunmayı, sakınmayı ve arınmayı ifade etmektedir.
ORUÇ İNSANI YÜCELTİR
Âdeta bir mektep vazifesi gören ve nefis terbiyesi için özel bir iklim oluşturan oruç sayesinde insan ruhen yücelir, yüksek ahlaki erdemlerle bezenir, yıllık bir muhasebeyle kendisine verilen ömrü nasıl geçirdiği hakkında dürüst bir değerlendirme yapma fırsatı bulur. Bir yandan sahip olduğu nimetlerin büyüklüğünü daha iyi idrak ederken öte yandan mahrumiyet içinde olanların hâlini düşünüp onları anlama fırsatı bulur ve toplum içinde kendisine düşen görevlerin farkına varır. Böylece bireysel gibi görünen bu ibadetin sosyal yönü ve etkileri doğal bir süreç içinde ve güçlü biçimde kendini gösterir (İbrahim Kafi Dönmez, DİA, "Oruç” md.).
(Berna Ata)
Kaynak: Haber Merkezi